Hakkımda
79 İstanbul doğumluyum. Lisede sosyal, üniversite ve yüksek lisanslarımda işletme okumama rağmen, tarihe ve coğrafyaya bayılmama rağmen ve hatta bir doğa aşığı olmama rağmen ben yaşam sitili ve iş ortamı olarak teknolojiyi seçtim. Neden böyle oldu, hep sorup duruyorum kendime. 79-80 doğumlu kuşaklardansanız belki hatırlarsınız, 90’lı yılları kasıp kavuran Commodore 64 dönemi vardı. (aileme yalvarıp yakararak aldırdığım oyuncağım
) belki de o etkili oldu. Derslerimin kötü gelmesine de etkili olmuştu.
Kurumsal iş hayatıma Oyak grubunda başladım. (99) Şirkette donanım tak-çıkar, format at gibi işlerle uğraşırken, iş dışında kalan saatlerimi de tasarım araçlarına ayırmaya başlamıştım. Benim için bunlardan en önemlisi ise Photoshop olmuştur. Beklide tam teknikten pazarlama tarafıma geçmemi ona borçluyumdur. Şirkete tasarımsal anlamda verdiğim birkaç destekten sonra dönemin pazarlamadan sorumlu yöneticisi beni kendi ekibine aldı. İşte o günden sonra iş hayatım ve özel yaşamım bambaşka bir alana kaymaya başladı. Yine o dönemlerde benim için internetin anlamı sadece IRC’dı, ICQ’du
yoktu Google, Facebook vs… Yahoo vardı, Altavista vardı… Windows 95 sonrasında 98, Me çıktığında devrim olmuştu. Düşünün, o dönemler… Sonra World Wide Web inanılmaz ilgimi çekmeye başladı ve HTML ile tanıştım. Belli bir süre sonra HTML’in statikliği sıkıcı hale geldi ve ASP ile hayatıma devam ettim. Verilerin bir yerlerde tutulması gerekliği ortaya çıktı, işte o zaman da veritabanları ile tanıştım. Flash, javascript, actionscript, video editing, bir sürü uygulama… Ne olduğunu anlamadan birden kendimi profesyonel web projeleri içinde buldum.
Ancak bu teknik anlamda gelişmelerin çoğu iş yaşamım dışında kaldı. İş hayatım hep pazarlama ve self servis kanal yönetimi üzerine geçti. Yani anlayacağınız, işe giderken pazarlama elbisemi giyiyorum, işten çıkınca o elbiseyi çıkarıp teknik elbisemi giyiyorum. Bu yazıyı okurken aklınıza “E tekniği bu kadar seviyorsan neden iş hayatında da tekniği seçmedin? Okulu neden mühendislik okumadın?” gibi sorular gelebilir, normal. Çünkü bu sorunun yanıtlarını bende bilmiyorum
Bildiğim tek şey teknik ve pazarlama konuları bir araya gelince muazzam bir şeylerin ortaya çıktığı. Düşünsenize, müşteri ihtiyaçlarını bilirken, onların deneyimlerini yönetirken nasıl bunları çözebileceğinizi teknik anlamda hemen bulabiliyorsunuz. Yani ne pazarlamacı gözüyle uçuk rüyalar görmüyorsunuz, ne de yazılımcı gözüyle dar bakıyorsunuz. Ben kişisel olarak bunun bir fark yaratmak olduğunu düşünüyorum. Ama bazı pazarlamacılar için “çok tekniksin”, bazı teknikler için “çok pazarlama gözüyle bakıyorsun” yorumları da olabiliyor.
Yazılım ve tasarım işleri, nasıl desem, bulmaca çözmek gibi, çekirdek çıtlatmak gibi, sevdiğin bir diziyi takip etmek gibi bir şey. Bir gün bir sohbette muhasebe uygulamaları üreten bir firmanın üst yönetiminden biri (bayan) “ben halen programla yaparım. Beni hep taze tutar.” dediğini hatırlıyorum. Şimdi onu anlıyor, çok ta hak veriyorum.
Kurumsal iş hayatım Oyak sonrası ve Yapı Kredi olarak devam etti. Şuan telekomunikasyon sektöründe çalışmaktayım. Uzmanlığım alternatif dağıtım kanalları ya da diğer adıyla self servis kanal yönetimi*. İşimden oldukça mutluyum, umutluyum. Çünkü internetin yayılmasıyla daha da öneminin artacağını, daha değerleneceğini düşünüyorum.
İş hayatından sonra da biraz özel hayat
Bir mavi tutkunuyum. Sualtı dünyasına merakım TRT’de yayınlanan – ki sizde çok iyi bilirsiniz, Jacques Yves Cousteau‘un belgesellerinden ve Jules Verne‘nın ölümsüz eseri Denizler Altinda 20.000 Fersah’dan geliyor. Çocukluğumdan sualtı dünyası ile tanışana kadar hep dalış merakı ile büyüdüm. Bu süreçte yüzücü gözlükleri ve eczanelerde satılan kavuniçi kauçuk paletlerle kıyıda köşede meraklı gözlerle sualtının eşsiz dünyasını yüzeyden inceledim. (kedi-ciğer:) Ta ki scuba ile tanışana kadar… Şişli Sulatı kulübünde fırsat buldukça dalış liderliği yapıyorum. Yaklaşık altı yıldır dalıyorum. CMAS 3 Yıldız, SSI Master Diver, SSI Dive Control Specialist, Eanx Diver, Dan-Bls ve birçok speciality sertifikalarına sahibim.
Bunun dışında, yine fırsat buldukça fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Çektiğim bazı karelere Galeri sayfasından ulaşabilirsiniz. 40 Haramiler fotoğraf kulübüne üye bir haramiyim. (belki de atılmışımdır:)
İş, hobiler, para’dan en önemlisi canımdan çok sevdiğim biricik ailem. Sevgili eşim ve oğlum… İş yoğunluğundan dolayı bazen ilgilenemediğim sevgili aileme ithaf ediyorum bu siteyi.
* SMS, web, wap, mobil web, kiosk, ATM gibi kullanıcıların kendi başlarına işlem yapabildikleri kanallardır.
Son Eklenenler
Arşiv
- Mayıs 2011 (1)
- Mart 2011 (2)
- Şubat 2011 (4)
- Ocak 2011 (12)








